Seydim Tarihi
OKU, PAYLAŞ TARİHİNE SAHİP ÇIK !
Seydim Sultan diye de bilinen Seyyit Murat, Horasan erenlerindendir. Elinde asasıyla Ovacık’a gelmiş, çobanlıkla işe başlamıştır. Köyün sığırları ona emanetti. Dana Deresi, onun otlağıydı.O, kendi halinde sakin bir hayat yaşayan dervişti. Kerametleri zahir oluncaya kadar kimse bilmedi onun ruh dünyasını. Tayy-ı mekan yoluyla sabah ve Cuma namazlarını Kabe’de kıldığını, ancak yolda kalan bir hacıyı aynı yolla getirdiği zaman anlayacaklardı. Köyün manevi bekçisiydi. İşaretlediği bölgeye kötü niyetliler giremezler, girseler bile çıkamazlardı. Bu ve benzeri menkıbeleri, dilden dile nakledile gelmiştir.Seyyit Murad’ın Ovacık’a (Sedim’e) geliş tarihi belli değildir. Vakfiyesindeki 1367 tarihine bakılacak olursa bu tarihten önce geldiği söylenebilir. Bu tarihte Çöplüoğullarından Hacı Sanceddin denilen zattan Seyyit Murat hazretleri Seydim’deki arazinin yarısını satın alarak gelirini Seydim halkına, artarsa civar köylerin ve hatta Osmancık’ın fakirlerinin ihtiyacına harcanmak üzere vakfetmiştir. Seydim Camii’nin bünyesinde tekke ve zaviye kurmuş, yanına da imarethane yaptırmıştır. Büyük kazanlarla pişirilen yemeklerden gelip gidenler ve yörenin fakirleri yararlanmıştır.Ovacık (Seydim) kabristanından başlayarak çevresindeki pek çok köy ve mezra arazisi, bütün hakları ve varlıklarıyla Seydim Sultan Zaviyesi vakfına aittir.1363 tarihindeki konumuna göre Çorum’da bu asrın en meşhur şeyhi, Seyyit Murat Efendi idi. Başına topladığı müritlerden mürekkep kuvveti, hükümete kafa tutacak kadar çoktu.Sultan I. Murat, 1356 tarihli vakfiyesinde Seyit Murat hazretlerini “Şeyhlerin ve ariflerin büyüğü, tarikat saliklerinin imamı ve kutbu’l-arifin” olarak nitelenmiştir.Seyyit Murat hazretleri, Veysel Karani sülalesinden geldiği kabul edildiğinden Çorum’daki Piri Baba ile akrabadır. Ali İzzet Efendi, Tezkire-i Makamat adlı eserinde şu bilgileri vermektedir.“Şehrin batı tarafında yaya üç saat mesafede Ovacık, diğer adıyla Seyit Murat’tan kısaltılarak Seydim Köyü’nün Cami-i şerifinin bitişiğinde taştan yapılma kargir kubbe altında eşi ve küçük oğluyla birlikte yatmaktadır. Büyük oğlu Hasan Çelebi de kıble tarafında bulunan kargir türbesinde medfundur. Bu iki zat, büyük velilerdendir.“Türbelerin gelir getiren çokça vakfiyesi vardır. Mütevellileri tarafından bedelen idare olunur. Kasaba ve civardan çok sayıda ziyaretçi gelerek ziyaretiyle tevessül eylediklerinde muratlarına nail oldukları mücerreptir”Ali İzzet Efendi, aynı eserde Saraylı köyünde çam ağaçları dibinde türbesinde bulunan Selman Çelebi’yi ve Çamdeğirmeni yakınında medfun bulunan Tur Çelebi adına tahsis edilmiş olup çok sayıda vakıf emlakının bulunduğunu da beyan eder.Seydim beldesindeki bu tekkenin önemini belgeleyenlerden biri de Evliya Çelebi’dir. 1646 yılında Defterdarzâde Mehmet Paşa ve askerleriyle Erzurum’dan dönerken uğradıkları Seydim’i şöyle anlatır:“Ankara tarafına doğru yola çıkmaya azimet edip on birinci günde yine Çorum sahrasında Seydim Sultan Tekkesi menziline geldik. Burası bir asitane-i azim (büyük tekke) dir. Çok miktarda dervişleri vardır. Paşa, bütün icapları ve karakullukçularıyla bu büyük tekkede konup büyük bir ziyafet verdi”Seyit Murat Zaviyesi, zamanla o görkemli konumunu kaybetmiştir. Tekke, zaman zaman tamir görmüştür. Vakfa ait arazi ve emlak, günümüzde özel şahısların mülkiyetine geçmiştir.Seyit Murat Hazretleri, padişahın bile dikkatini çekmiş adına Saray’da vakfiye tanzim edilmiş, hal ilmiyle halkı irşat etmiş gönül erlerimizdendir.
Allah rahmet eyleye.